bu soruyu çok düşündüm. aklıma daha önce anlatmadığım kayda değer bir anı gelmedi. ama kendi hazırladığım mimin sorusunu boş geçmeye de utandım. sonra dedim ki "mim benim değil mi ulan? istediğim gibi eğip bükebilirim yani ne olmuş?" (bu noktada bir miktar "şahsımın başkanlığında" tarzı bilinç kaybı yaşamış da olabilirim.)
madem hafızamda şuraya yazabileceğim üç satır yok bari özlemekten can vereceğim bir arkadaş grubumla yaşamayı arzuladığım hayalimi yazayım. e gerçekleşince de anı olacak zaten, neden olmasın? evet başlıyorum.
2021 yazının en güzel günlerinde corona illeti bir anda dünyadan yok olmuş. kimse bu duruma anlam verememiş elbette ama altı milyar insan o kadar uzun süredir bunun hayalini kuruyormuşuz ki çok da kurcalamamışız. koca bir ohh çekip sıradan hayatımıza dönmüşüz.
hikayemiz mina'nın ankara'dan istanbul'a gelmesiyle başlıyor. nihayet.
güneşli bir istanbul sabahı onu taksim meydanı'nda karşılamışım ve cadde boyunca güle oynaya yürüyüp büyük londra oteli'ne geçmişiz. geçebilmişiz çünkü durumumuz var,
bu da hayale dahil.
biz otele yerleşirken resepsiyondan arayıp "arkadaşınız geldi" demişler. koşa koşa aşağı inip birgül'ü almışız. onu da sağ salim odasına şaaptıktan sonra artık hazırız.
önce biraz birbirimize doyalım, bol bol gıybet çevirelim diye kızları limonlu bahçe'ye götürmüşüm.
mekanın en güzel masasına kurulup serinletici drinklerimiz eşliğinde hasret gidermişiz.
ona salla buna giydir derken epey geç olmuş, artık kılıcımızı kınından çıkarma vakti gelmiş de geçiyormuş.
ha o arada coronanın bitişi kadar ani ve şaşırtıcı bir gelişme daha olmuş tabii. üç adım atmayı imkansız kılan turist yığınları ve istiklal caddesi'ni koca bir avm'den ibaret gören sıkıntılı tayfa buralardan elini ayağını çekmiş. cadde 90'ların ortasındaki o hareketli ama yaşanabilir haline geri dönmüş. bizse bunca zaman sonra kavuşmamızın acısını nerede çıkarabiliriz diye düşünürken geceyi karaokeyle tamamlamaya karar vermişiz. drinklerin de etkisiyle domuz yavruları gibi birbirimizin üstüne çıka çıka kat ettiğimiz mesafe sonrası şahane bir kulüpte bulmuşuz kendimizi.
ooo artık gelsin mojitolar gitsin sex on the beachler derken bol miktar madonna şarkısı ve haykırmalı türkçe poplarla geceyi tamamlar gibi olmuşuz ama bitmiş mi, bitmemiş?
içtiğim gecelerin sonunda pis bir şeyler tıkınmazsam ertesi gün nasıl da kendime gelemediğimi o sarhoş kafamla uzata uzata anlatıp kızları doğduklarına pişman ederken bir yandan da türlü manüpülasyon ve fiziksel çekiştirmelerle büyükparmakkapı'daki marmara büfe'ye götürmüşüm sistalarımı. çünkü yoksa susmayacağım.
"en nezih başlayan günü bile kaldırım kenarında patso gömerken bitirmek rakınrolun ruhudur kardeşlerim" diye beyinlerini yerken benim de artık uykum gelmiş.
yine geldiğimiz yoldan otelimize dönüp yataklarımıza devrilmişiz. ayılınca ohooo daha pera müzesi senin istanbul modern benim sanatsal olaylar, boğaza nazır içilen çaylar kahveler, teraslı bir meyhanede zeki müren çalarken yanımıza gelen udiyle birgül'ün şakıması, mina'nın "ulan o gün karaokeye gideceğimizi bilseydim kaplanlı deri ceketimi giyerdim" çıkışı sonrası bi' tur daha kapısından girilen karaoke barlar... o arada buraya yazamayacağım kadar karanlık şeyler de yaşanmış olabilir. zaten yaşansın çok rica ediyorum.
sevgili evren, sevgili kozmoz. al bak dileğimi yazdım yolladım, artık iş sende.
yüzümü kara çıkarma.
amin.
Moruk demezseniz "Beni de alın ne olur koynunuza hatıralar" şarkısı söylüyorum :))))))
YanıtlaSilaaa asla demeyiz. :))
SilAy hadi inşallah!!!
YanıtlaSilLimonlu bahçe duruyor mu yaaaa?!? Zencefil’i suyduktan sonra soramamıştım bile..
hiç bilmiyorum, kapanmıştır belki ama o da hayale dair.
SilAy ağladım okurken! Yemin ederim gözümün önünden geçti hepsi, sanki yaşamışız gibi. Neyse dur bunları hep not alıyorum şu anda, demek ki kaplanlı deri ceketi Taksim'e ayak bastığımda giyip asla çıkarmamam gerekiyor. Bir de şan dersi alayım, online filan vardır kesin.
YanıtlaSilŞimdi gidip biraz daha hayal kurucam apartman çatılarına bakarak.
kurması bile iyi gelen bir hayal oldu bu. hasretlikten gidip balkon pimapenlerini kemiricem artık, kavuşmamız şart. ayyyhhhh
SilÖyle mutsuz, ifadeziz mutfak taburesine çökmüş halde otururken okudum karşı evin çatısıyla göz göze geldim ben de... Bu çatılar acilen çökmeli! Ve biz sokaklarda falan yaşamalıyız, bilemiyorum Zedprex yüzünden belki de... sizi çok özledim ve saçlarım beyazladı, içimde bi yer buzmuş da kırlıp benden kopmuş yüzerek sürüklenip yanınıza gelmiş gibi... güzel bir abimizin şarkısında dediği gibi, 'yeter olsun!' kavuşmamız şart.
YanıtlaSil