9 Mart 2026

dönüp dolaşıp geldim yine

neden yazamadığımı bilmediğimi yazmaya geldim. çok istiyorum, hep aklımdan geçiyor, bazı günler tek istediğim şey yazmak. aklımda bile olmayan her şeyi yapıyorum da bi' yazmaya gitmiyor elim. 

ilk zamanlar instagram'ı suçluyordum. zaten orada bir şeyler paylaştığım için burayı ihmal ettiğimi düşünüyordum. sonra "kimse okumayacak ki zaten" dedim uzun zaman. terkedilmiş bir şehir gibi buralar. 

ama artık instagram'da da pek bir şey paylaşmaz oldum. sadece çok sevdiğim insanlardan oluşan küçücük bir hesabım var. ama ona da dönüp bakmıyorum bile. merak etmediğimden değil. ama bu sebebini bildiğim bir şey de değil. 

hepsi gerçek ve hepsi birer bahane. 

yazmadıkça ihanet ediyormuşum gibi geliyor bir şeylere. kendime. ama neden?

onu da bilmiyorum. 

bazı şeyler çok ve bazı şeylerse biraz değişti. 

yine aynı işi yapıyorum ama artık daha çok "iş arkadaşım" var. 

yine aynı evde yaşıyorum ama artık sadece kedim ve ben varız. 

kedim, kedim olduğunu kabul ediyor mu bilmiyorum. ısırmaları azaldı, öfkesi bir miktar duruldu, götü iyice kocaman oldu ve artık dolu dolu 2,5 yaşında. insan yaşıyla 25 oluyormuş. aradan çıkan bir virgül her şeyi ne kadar da değiştiriyor. 

ilk blogumu açtığımda onun yaşındaydım. yalnızdım. 

o da yalnız. bazen çok üzülüyorum bu duruma. cesaret etsem de bir arkadaş bulsam ona, oynaşa sevişe geçinseler diyorum ama aklıma gelen pek çok şeyden korkuyorum. 

25 yaşında olsam korkmazdım hiçbirinden. 

43 oldum geçen ağustos. 43 olmadan bir süre evvel çok aşık oldum. ama keşke yaşıma göre aşık olsaymışım. bir ergen gibi aşık oldum. unuttuğum pek çok duyguyla aşık oldum. merakla, hevesle, tutkuyla ve beklentisiz, yarını hiç düşünmeden, sadece o anın verdiği heyecanla. 

bana çok iyi geldiği anlar oldu. tutku dediğim şeyden korktuğum, çok ama çok korktuğum, arkama bakmadan kaçmak istediğim anlar ve kaçıp yine ona geri döndüğüm anlar oldu. 

"bu kadar tutunmamalıyım hiçbir aşka", "ya tutunamazsam", "ya fazla tutunur da kendi dalımdan düşersem" diye endişelendiğim ya da yıldız tilbe'nin dediği gibi: "tutarlarsa tutarlıyım, tutmazlarsa tutarsızım"  gibi anlar. 

bir keresinde bana "seni elinde tutamayanlara teşekkür ederim, iyi ki benim oldun bu sayede." dedi. "çok güzel kaçarım." dedim. sandığı kadar onun olmamışım demek ki, kaçtım yine. onunla olan her şeyi, onunla olduktan sonra tanımaya başladığım ve çok sevdiğim içimdeki yeni kadını bile geride bırakıp kalbimde derinden bir ağrıyla kaçtım. 

neyse, sonra anlatırım becerebilirsem. bilmiyorum. 

sadece yazmam lazım bu aralar. öyle hissediyorum.  

kaldığım yerden devam ediyor gibi yazmam lazım. gerekirse bir challenge bulacağım, bi' yerden başlamam lazım. 

kendimi çok yalnız hissediyorum. 

ve içim böyle sisli ama geçecek biliyorum çünkü sisin ardından hep güneş çıkar



Hiç yorum yok :

Yorum Gönder