iki güne bir yazar haziran sonunda da bitiririm diye düşündüğüm mimde coşup önden önden gitmişim. arkadaş anılarına birkaç gün ara vermek ama biraz da günlük şeyler yazmak istedim.
bugün çok erken uyandım. erken uyanınca huysuz bir domuz oluyorum, ilk kahvemi içerken salonunun parıl parıl parlayan beyaz radyatörleriyle kavga etmeye başladım.
birkaç ay önce yine böyle bembeyaz parlayıp sinirimi bozan ikea billy kitaplığı koyu gri duvarla aynı renge boyamıştım. ondan artan boyayı fırçalarla birlikte saklandıkları delikten çıkarıp sağlı sollu boyadım petekleri. duvarla yekpare bu yeni hallerini çok beğendim. bakın şu geyik tablosunun altında, gitarın arkasında nasıl da yok oluverdi o çirkin radyatörler.
yarın mat vernik de bulup alacağım bir yerlerden. yani inşallah.
bir iki saat sonra annemle çıkıp semtimizin sosyete pazarını turlayacağız. hava çok sıcak, umarım maskelerden fenalık geçirip bayılmam. dönüşte de annemin saçlarını boyayacağız. ikinci doz aşısını da vuruldu kaç zaman önce ama yine de kuaförlerde gezmesini istemiyorum. çünkü bir kere o korkusunu üzerinden atarsa annemi kuaförü hüsnü bey'in dükkanından alıp eve sokamayız gibi geliyor.

Ahaha Hüsnü Bey'le Mina'yı tanıştırsan keşke, malum berberden yana şansı yok :))))
YanıtlaSilValla ben de bu pandemide boya ustası oldum, kahkül de kesebiliyorum ama saç kesimi nanay. Rapunzel olana kadar bekledim Antalya'da, Ankara'ya gelir gelmez kendimi pepeme kuaförümün havadar dükkanına attım. En çok pedikürcümü özlüyorum, tırnaklarım toynak oldu. Her bıyık denememde kendimi uçuklatmayı başarıyorum, kaşlarımı ise saldım gitti, zaten ağarmış alınması gerekenler, kış çalısı gibi duruyorlar :) Lakin kendime hayrım yokken kocamın saçlarını kesmekte adeta uzmanlaştım :)))
ben hiç zorlanmadım bir yıldır. kuaför dükkanlarında oldum olası çok geriliyorum. ergenken tüy, kıl ne varsa artık o işleri tek başıma çözmeyi öğrendim. manikür pedikür işlerini de kendim yapıyorum. saç boyatmak için zaten daha adımımı atmadım berberden içeri, hep kendim boyadım. düğün müğün diye özenip yaptırdığım saç ve makyajlarda da öyle skandallar yaşadım ki vallahi kırdım dizimi, otuzumdan sonra makyaj yapmayı öğrendim. sonra kendimi aştım arkadaşlarımın gelin makyajlarını yapmışlığım bile var. aşırı güveniyorum o konuda kendime.
Silotuzuma kadar farklı kuaförlere sadece saç kestirmek için gittim. onlar da her biri ayrı fecaat... sonra bir kuzenim büyüdü kuaför oldu, eşek epey de gelişti, kendi dükkanını açtı. son dört beş yıldır arayıp "ablacım ben geliyorum" diye koşa koşa ona gidiyorum, başka da bir kuaför yok hayatımda. çok geriyor beni o ortam. ama biliyorum alışıp sonradan kuaförsüzlükle sınanmak falan oyh çok zor.
koca saçı kesmek çok zevkli olsa gerek ya. :) bizimki bana asla güvenmediği için öldürseler önüme çömüp kendini teslim etmez.
Hah, Leylak Dalı'nın çok güzel ifade ettiği üzere, BANA DA HÜSNÜ BEY! Biraz annen gibi kararlı, prensip sahibi ve enerjik olabilseydim kendi Hüsnübeyim olan Emre'ye gidebiliyor olurdum. İnstagram'dan kontrol ediyorum, aşıları olayım kalkıp gideceğim üç vesaitle şehrin tam olarak diğer ucuna. Kimse Emre gibi kahkül kesemiyor, kat veremiyor. 42 yaşındayım bak kendimi rahat ve iyi hissettiğim bir kuaför dükkanı daha bulamadım. Anneni çok iyi anlıyorum ben, gerisini Hüsnü Bey düşünsün artık :D
YanıtlaSilBen yemek konusunda tam bir taşkafayım, mümkün değil böyle salataya çilek filan koyayım. Çilek tatlı bir şey kategorisinde kafamda ve tatlı şeylerle tuzlu şeyleri karıştıracağıma ölürüm daha iyi. (Künefe hariç.)
Kışlıkları biraz kaldırmış olabilirim ama yazlıkları kaldırmamış olduğum için bunların hiçbir anlamı yok. Terliklerimi en son hava soğuduğunda çıkarıp bıraktığım yerde bulup ayağıma geçirdim. Sonra gidip bir de çorap giydim çünkü burada hava bir tuhaf.
Radyatör acayip güzel olmuş, aradım fotoğrafta "Hani ayol radyatör?" diye, eline sağlık. Ne güzel bir köşeymiş burası 🧡
ay ben hatırlıyorum senin emre maceralarını, hatta harita açıp falan anlatmıştın di mi?
Silmina, annemdeki dirayet sadece küaförüyle sınırlı değil. dişçisi doktor mehmet bey var ve yine bir 25-30 yıllık mazileri... geçen sene annem aradı bunu, meğer adam emekli olmuş, muayenehane falan kapatmış gitmiş. rabbim esirgesin inme iniyordu neredeyse anneme. konuşa konuşa adamı öyle canından bezdirdi ki doktor mehmet bey en sonunda bir arkadaşının kliniğinde anneme bakmayı kabul etti. gidince de söz almış. adam elden ayaktan düşene kadar anneme bakacakmış bir yolunu bulup. aha böyle bi' anam var. ben olsam "rahatsız ettim kusura bakmayın" diye ezik ezik telefonu kaparım hemen, kadın neredeyse ölüyü mezardan çıkarıp diş beyazlattıracak.
taşkafalığı çok güzel dedin. benim de sınırım tuzsuz beyaz peynir ve çilek reçeli ikilisi. bundan da bir adım öteye geçemem.
kışlıkları kaldırırken koronavayyyrıss günleri sebebiyle yarısından çoğuna bacağımızı dahi sokmadığımızı fark edip dejavu oldum. bir önceki yazlık-kışlık seremonisinde de öyle olmuştu ve elbette ondan bir öncekinde de. inception ile dejavular arası bir yerlerde kafam allak bullak oldu. içinden çıkamadığım bu döngü krizini fırsata çevirip elime ne geçtiyse attım da attım. daha da tam rahatlamış değilim. rabbim beni ıslah etsin.
güzel köşeyi ben de çok seviyorum. plastik plastik parlayan radyatörlerden dönüştüğü bu hal oh dedirtti. zaten şu duvarla aynı renk, aynı ton boyayı bulabilmiş olmam aşırı mucizevi bir durum. inşallah hayattaki tüm şansımı buna harcamamışımdır. amin.
Na tomto blogu máte skvělý článek a já chci poděkovat panu Pedrovi, úvěrovému úředníkovi, který mi poskytl půjčku ve výši 600 000. Pounds poté, co jsem mu vysvětlil celý můj projekt prostřednictvím jeho soukromého e-mailu na pedroloanss@gmail.com, pak jsme mluvili o sazbě a podmínkách prostřednictvím e-mailu, protože já žiji v Aucklandu a on žije ve Spojeném království, takže po celém procesu mi bylo vyhověno půjčka s flexibilním splácením půjčky.
YanıtlaSilPrávě teď jsem tak vděčný a doporučím každému, kdo má obchodní projekt nebo potřebuje finanční službu, aby kontaktoval pana Pedra na jeho soukromý e-mail.
Ještě jednou děkuji.