ikinci dünya savaşı sürerken floransa'da bir müze müdürü olsanız davut'u nasıl korurdunuz?
o günü yaşayanlar şu şekil korumuşlar:
bir arkadaşımla yazıştım. kendisi bir uzak yol gemi kaptanı. akdeniz'in bir ucundan karadeniz'in bir ucuna maden taşıyor ve limanlarda inmiyorlarmış artık. "gemide doktor var mı, birisi hasta olunca ne yapıyorsunuz?" dedim. "öyle bir şey yok, hasta olanı gaste kağıdına sarıp denize atıyoruz" dedi. durduk yere güldüm sayesinde. bugün bana bir mektup yazıp yollamış. ama mail falan değil, tükenmez kalemle bir kağıda yazmış sonra onun fotoğrafını çekip yollamış. gözlerim doldu, en son ne zaman birisi benimle ilgili böyle güzel laflar etmişti ve en son ne zaman buna böylesine ihtiyacım vardı bilmiyorum. öyle güzel laflar etmiş ki burada paylaşamam. bir manyağın kendini övmesi gibi olur. sevgili rabbimden herkese böyle denizler ötesinden yüz güldüren, göz dolduran arkadaş dilerim.
en son deniz otobüsünde yazmışım, günlerden salıydı. 2 gün sonrasında yani o perşembe eve geldim. her şey bir distopyaya dönüşmemişti henüz ama böyle olacağını garip bir şekilde öngörmüştüm. o perşembeden beri evden sadece üç kez çıktım.
üst katta oturan annemlere bile gidemiyorum ya hastaysam diye, marketten onlar için aldıklarımı kapıdan teslim edip kaçıyorum. evde canları çok sıkılıyor diye kendimce yeni şeyler icat etmeye çalışıyorum. mesela her gece o uyurken facebook sayfasına güzel çiçek fotoğrafları bırakıyorum. çiçekten biraz sıkılmıştır diye dün de bir kuzu bırakayım dedim. kuzuları çok sever, çok mutlu olmuş. o da artık her sabah "bakalım duvarımda bugün ne var?" diye heyecanla açıyormuş facebook'u. çok değişik günler yaşıyoruz. kuzu bu:
tüm bunları bu şekilde yazmak için gereken motivasyonu cağnım minoshka'mda gördüğüm kanatlı kedi'nin davetinden almış bulunmaktayım. yaza yaza hakkından geleceğiz bu günlerin.
neyse gideyim de sims falan oynayayım biraz. yarın da gelir dizi överim belki burada.
öptüm.


Ölmüştür virüsler artık :)
YanıtlaSilOhh allahım bu savaş geçiren müzelerin çektikleri :/ Geçen Zagreb'te 5.4'lük deprem oldu, müzenin altı üstüne gelmiş ,o kadar çok kırık eşya fotoğrafı vardı ki oturup onlara da ağladım biraz.
Ay gazteye sarıp denize atmaya ben de güldüm ahhahha :D Ya ne diyeceğim, acaba Sifu'nun patişlerini (ayyy patiş filan ya yemin ederim içimde bir Paris Hilton var ama yanlışlıkla ayı köpek almışım ben) neyse, patişleri yıkadıktan sonra hindistancevizi yağı filan bir şey mi sürsen? Yalamayacak mı yağı diye soracaksın. Yalayacak, evet. Kendi önerimi kendim çürüttüm, gidiyorum. Öbüyorum çok ♥
valla dayanamadım açtım yün poşedini. ikişer çile yün ve makrome ipi almışım. yünlerden bir çocuğuma bere ördüm dün gece. makromelerden de nasıl bir şey yapacağımı bilemedim henüz ama youtube'da aranıyorum bir şeyler. bu arada sanırım doğru yazılışı makrame imiş. hoşgeldin'in ayrı yazılması gibi bunu da kabul etmiyor ruhum.
Silya bu gerzo ayı nefret ediyor bu her akşam yıkanma, durulanma, kurulanma üçlemesinden. her akşam eşikte aynı terörrrr: DUR, BEKLE, UZAT, GEL, DUR, KAÇMA! sonra devrilen leğen, saçılan sabunlu sular, ayı gibi bağıran koca, içinden cinsiyetli-cinsiyetsiz karışık küfürler eden ben. yeminlen bezdim yhaa! hindistan cevizi yumuşatsın, cildi kurumasın diye mi aklına geldi? aslında çürütmeyebiliriz de eğer o işe yarayacaksa, yemeğe falan koyaulur galiba onlar. dur ben bunu bir araştırayım.
Patişleri kuruyup çatlamasın diye. Patişler.
SilAslında bir kaşık yedirin de diyorlar, tüylerini parlatırmış, cilde iyi gelirmiş. Koko yiyiyor hindistan cevizi yağını, Kudi yemiyor. Ama Koko'ya bir şey verdiğimi görünce çok bozuluyor, gelip istiyor, yemiyor, o yemeyince Koko'ya veriyorum, Kudi bozuluyor. Hindistan cevizi girdabı bu şekilde oluşuyor.
"gaste kağıdına sarıp denize atıyoruz" :D :D ahahaha
YanıtlaSilSabun demişken ben sabun bulamadım son alışveriş seferimde. Stoktakileri yiyorum. Bitince ne yapacağım bilemiyorum. Yine uzaylı kostümü giyip başka marketlerden sabun dilenirim herhalde.
Bol bol domestosum var. Korkun benden :p
kocamda egzama var diye normalde rossman'da satılan alterra'dan başka sabun almyordum eve ama bu işler karışınca gidip bim'den birer paket el ve vücut sabunu aldım. sifu'ya da işte bu defneli sabun. ama buradaki bütün marketlerde (bim, migros ve yerel marketler) çok sabun var, mina'nın hızır gibi yetişen desteği yetmezse haber ver.
Silallahım şu blog pencerelerinde neler atlattık, kim derdi ki gün gelecek sabun dayanışması yapacağız.
Bende 8 kalıp bıttım sabunu var Zihnibeyciğim, iş o noktaya gelirse bir ağaç kovuğuna filan bırakıp baykuş gibi 3 kere öterim.
YanıtlaSilAhahaha :D
SilKuzu çok güzelmiş ya, bugün annem de bi stresliydi, haberleri duydukça geriliyor, ekonomiyi filan düşünüyor. Dedim sen ne düşünüyorsun, elinden ne gelecek, aklına sahip çık , boşver. Ben de ona böyle fotoğraflar yollayayım ya, çok iyi fikir:)
YanıtlaSilDavut'u kapladıkları malzeme nasıl bir şeymiş ki? HAlı gibi de duruyor, duvar gibi de.
Tuğladan duvar örmüşler etrafına, hava bombardımanlarından korumak için.
SilSonik Hanımcığım, ben nöbetçi blogçu olarak bakıyorum buraya :D
ya ahahahahhahassjjss nöbetçi blogculuğuna kurban! :))) evet, mini mini briketlerle örmüşler çevresini. vizyonlu birer sanatçı olsak, boşluğu öyle duvarla çevreleyip bu eserimde şunu şunu anlatmak istedim diyebilirdik ama demek ki sanatçı falan değiliz ya da allahtan korkumuz, kuldan utanmamız var. bi' ara bununla (duvara muz yapıştırmalar, yere kum döküp aşırı sanat demeler) ilgili de isyan edeyim ben burada, çok doluyum.
Silkanatlı kedi, bu her güne bir fotoğraf işi annemde işe yaradı, dene mutlaka.
Çok dizi izlememe rağmen ben de hiç dizi önerisinde bulunmamam beceremiyorum sanırım bawer çakırı da duymamıştım bloğu varsa bakayım :)
YanıtlaSilblog değil de daha çok kuir gündemi takip eden bir sitesi var: velvele.net <3
Sil