evde içki içmem pek. dolapta bira vardı dün akşamın misafirlerinden kalan, gidip onu içesim geldi. bir bira sanıyordum ama altı biraymış. içiyorum, umarım "yedinci neden yok?" durumuna gelmeden bitiririm bu geceyi.
biraz mutsuzum, oldukça hevessiz ve bir o kadar da hedefsiz. hayatımdaki güzel şeyler benim için kötü şeylere karşı kalkan oldu hep. kötülerin canımı sıkmaması için o güzel şeyleri aklıma getirdim. ve bu hep iyi geldi bana.
uzun süredir o güzel şeyler sadece ölmememi sağlıyor.
belli ki bazı kararlar almam ya da vermem gerekiyor.
biraz gidiyorum buralardan. neye ara veriyorum bilmiyorum ama gitmem lazım bu şehirden.
ne ara bu kadar kırıldım bilmiyorum, ne çabuk ve ne bitmez bir kırılmaymış bu hem?
dün gece annemle konuştuk biraz. sıkıldıklarımı, kırıldıklarımı anlatamadım hiç. ama anlattım bir sürü şey. sonra da dedim ki "anne galiba sorun bende. yoksa her şey aynı, bak olan biten aynı, hayat aynı, şartlar aynı." bu konuşmadan yaklaşık bir saat kadar sonra annemi tatile uğurladım. çok öptüm, çok sarıldım. "binerken ara" dedim.
bir saat kadar sonra bir mesaj geldi:
bir saat kadar sonra bir mesaj geldi:
" bitanem hiçbir şeyi kafana takma, hiçbir şey senden değerli değil, sen değerlisin. sağ oldukça hep yanındayım."
annemin sözleri çok iyi geldi bana. öyle olduğunu bilmediğimden değil. belki de tek ihtiyacım olanın bunları duymak olmasından.
ve yarın da ben gidiyorum. yolculuk tek başıma ama son durakta beni kollarını kocaman açmış canım p. bekliyor. ben de ona çok lazımım. sonrası rüyalar rüyalar...
döndüğümde beni burada bambaşka bir hayat bekliyor olabilir. döndüğümde ne olacağını bilmiyorum. ama bunları düşünmek istemiyorum, en azından dönene kadar.
benim biraz gitmem gerek çünkü iyi değilim ben.
geçen ay bu zamanlar fiziksel olarak bitmiş bir haldeydim, değil evden çıkmak odadan odaya geçene dek nefes nefese kalıyordum. sonra doktora gittim. kan tahlillerinde anlaşıldı ki bir sürü vitaminim azalmış. hele bir tanesinin 50 altına düşmemesi gerekiyormuş ve benimki üçmüş. ÜÇ. 3.
bu kolay olandı. bir de zoru var. içimde vitaminlerden başka biten bir şeyler var. hapı olsa içerim ama yok. şarkıda ne diyor bak:
"hiç faydası yok aldığım ilaçların..."
neyse, bu kadar şimdilik.
öptüm.
Her şey geçer Sonik Hanımcığım, hangimiz geçmedik ki o yollardan. İnanınız bazen ağır depresyon diye önüme yollanana sen bi D vitamini ile demir baktırır mısın önce diye yollayıp, yerlerde süründüğünü görüp, yoğun bir takviye sonrası başlarız terapiye diye 3 ay sonraya koyduğumda inan gerek kalmıyor, o kadar etkili bu vitamin dengesi ruh hayatımızda.. bana eşim bu nedenle sende de hiç para kazanma hırsı yok, al işte terapiden iyileştim sansın der :))) Yapamam ayıptır, hatta şuna inanıyorum ruhsal durumumuzun tamamen elektrolit hormon vitamin cartcırt gibi henüz tam bilimini anlamadığımız kimyasal dengeye bağlanıp sonunda biz psikologlara hiç iş kalmayacağına ;)) İyi yolculuklar, dinlenmeler, toparlanmalar..
YanıtlaSilMerhabalar.
YanıtlaSilKendinizi nasıl hissettiğiniz çok önemli, insan kendini hisleri ile kontrol ediyor. Yani hisler aynı termostatlar gibidir. Hisler aynı zamanda insanın sigortası da diyebiliriz. Hisler insanları yanıtlmazlar. İnsanın kendini iyi hissetmediği zamanlarda tebdili mekanda ferahlık vardır. Ben bu durumu sayısız defalar tecrübe ederek yaşadım. Siz de zaten tanıyı koyup reçeteyi yazmışsınız. Sağlıklı, huzurlu ve mutlu günler dilerim.
Selam ve saygılarımla.
Na tomto blogu máte skvělý článek a já chci poděkovat panu Pedrovi, úvěrovému úředníkovi, který mi poskytl půjčku ve výši 600 000. Pounds poté, co jsem mu vysvětlil celý můj projekt prostřednictvím jeho soukromého e-mailu na pedroloanss@gmail.com, pak jsme mluvili o sazbě a podmínkách prostřednictvím e-mailu, protože já žiji v Aucklandu a on žije ve Spojeném království, takže po celém procesu mi bylo vyhověno půjčka s flexibilním splácením půjčky.
YanıtlaSilPrávě teď jsem tak vděčný a doporučím každému, kdo má obchodní projekt nebo potřebuje finanční službu, aby kontaktoval pana Pedra na jeho soukromý e-mail.
Ještě jednou děkuji.